Romanya Yolculuğu – Bükreş’e Doğru

Romanya Yolculuğu – Bükreş’e Doğru
08 Eyl 2015

Geçtiğimiz yaz yaptığım İtalya yolculuğunu son anda Kutlu’nun evraklarında problem çıkması nedeniyle tek başıma yapmak zorunda kalmıştım. Bu yıl böyle bir sorun yaşamamak için hazırlıklarımıza neredeyse altı ay öncesinden başladık. Rota olarak da son zamanlar çokça duymaya başladığımız Romanya rotasını tercih ettik.

17 Temmuz Cuma günü, bayramın da ilk günü olması sebebiyle yola çıktık.

Mecidiyeköy’de buluşup kısa bir kahvaltı yaptık. Türk kahvelerimizi de içtikten sonra (yurt dışı yolculuklarda en özlediğim şeylerden biri kahvaltı üstüne içilen Türk kahvesi) yola koyulduk.

Yola koyulduğumuz an çok eğlenceliydi. Mecidiyeköy’den yola çıkıyoruz ve Romanya’ya gidiyoruz.

Romanya’ya gidiyoruz lan!!!

Her zamanki gibi Silivri’de kısa bir mola verdik. Kanımızdaki kafeini tazeledik. Motorlarda herhangi bir sorun var mı kontrol ettik. Tek sorun sıcak havaydı.

Yemek molamızı Edirne’de vermeye karar verdik. Zira geçen yılki tecrübemden sonra sınırı geçtikten sonra en azından Filibe’ye (Plovdiv) varana kadar pek kayda değer bir şey olmadığını biliyorum.

Bir Edirne klasiği olarak yaprak ciğerimizi yedik. Birkaç ay önce haftasonu için Kutlu’yla Edirne’ye gelmiştik ve bir ciğerci bulmuştuk. Kutlu, müthiş içgüdüleriyle o ciğerciyi bulmayı başardı. Bizde böyle. GPS ile yön bulma işi bende, içgüdüyle yön bulma işi Kutlu’da:)

Öğle yemeği işini hallettikten sonra Kapıkule’ye doğru devam ettik. Kapıkule’de sıra olmasından korkuyordum. Ama hızlı ve macerasız bir şekilde sınırı geçmeyi başardık ve Bulgaristan topraklarına ayak bastık.

IMG_2939

Bulgaristan tarafındaki yollar bizimkiler kadar iyi değil. Ama geçen yıla oranla yollar çok daha iyi hale gelmiş. Çift şeritli yol uzunluğu artmış.

Yol çalışmaları nedeniyle birkaç kez kaybolduktan sonra Plovdiv’e varmayı başardık. GPS sayesinde de otelimizi elimizle koymuş gibi bulduk.

Odamıza yerleşip duşumuzu aldıktan sonra havanın da yavaş yavaş kararması nedeniyle yemek yemek için hemen kendimizi sokağa attık. Otelimiz biraz şehir merkezine uzaktı. Ancak Plovdiv küçük bir kent. Yaklaşık 20 dakikalık bir yürüyüşün ardından şehir merkezine vardık. Birkaç yüz kilometre motosiklet kullandıktan sonra yapılabilecek en iyi dinlenme aktivitesinin de biraz yürüyüş yapmak olduğunu söylemek istiyorum bu arada.

Plansız programsız biraz yürüdükten sonra güzel bir İtalyan restoranında yemeğimizi yedik. Yemekten sonra yaptığımız yürüyüş de şehir hakkında bize biraz daha fikir verdi.

Söylediğim gibi Plovdiv küçük bir kent. Neredeyse her yere yürüyerek gitmek mümkün.

IMG_2966

Kent küçük olmasına küçük ama çok zengin bir tarihe sahip. Trakyalılar, Romalılar, Bizanslar, Osmanlılar ve Bulgarların hakimiyeti altına girmiş bu kentte her medeniyet kendinden izler bırakmış. Romalılar döneminden kalan amfitiyatronun hemen dibinde Osmanlılardan kalan bir cami var. Plovdiv’de zamanlar iç içe geçmiş.

Yemekten sonra güzel bir bar bulup bir iki bira yuvarlamak istedik. Burada da yine Kutlu’nun içgüdüleri devreye girdi ve sokak arasında hoş bir mekana denk geldik. Birkaç Bulgar birası denedikten sonra otelimizin yolunu tuttuk.

Ertesi sabah erkenden kalkıp kahvaltımızı yaptık. Zincirlerimizi temizledik ve yağladık. Motorları yükledik ve yola çıktık.

Bulgaristan bir Avrupa Birliği ülkesi olmasına rağmen şehirlerarası yollar pek de iyi değil. Yollar genellikle bozuk asfalt. Tamam, durum o kadar da kötü değil. Bunları Bulgaristan’a yere çok yakın olan motorlarla gelmeyi planlarsanız diye söylüyorum.

Şehirden çıkar çıkmaz güneş tepemize çıkıyor. Öyle böyle bir sıcak değil. Asfalt üstünde omlet yapılır, o derece. Tüm yolculuğun en bilmediğimiz yolu da burası. Nasıl olsa GPS gösteriyor ve motosiklete özel hiç bir şey yok diye bu yol hakkında hiç araştırma yapmamıştım.

Depolarımız boşalıyor. Hem biz hem de motorlarımız acıkıyor. Bir benzin istasyonu bulup hem benzin almak hem de bir şeyler atıştırmak istiyoruz. Ancak nafile. Görünürde hiç benzin istasyonu yok.

Benzin istasyonu bulmak için ana yoldan ayrılmamız gerekiyor. Bunun için de GPS’e güveniyoruz. Ancak yol planlamasını iyi yapamamış olsam gerek, bir türlü gitmek istediğimiz benzin istasyonu gelmek bilmiyor.

Ben benzin istasyonu ararken, Bulgar polisi sahneye inanılmaz bir giriş yapıyor 🙂

Kaderimize boyun büküp elimizdekiyle yetindik. Tek pompası olan bir benzin istasyonu.

IMG_20150718_125035

Benzin aldıktan sonra uzun bir süre sıkıcı bir yolda gitmeye devam ettik. Sınıra doğru, Rusçuk taraflarında yol biraz daha güzelleşti. Arada bir market bulup bir şeyler atıştırdık. En sonunda da sınıra vardık.

Romanya ve Bulgaristan arasındaki sınırı Tuna nehri belirliyor. Dolayısıyla sınırı geçmek için Tuna nehrinden geçmek gerekiyor. Bu geçiş de daha çok “Dostluk Köprüsü (Friendship Bridge) olarak bilinen Tuna Köprüsü sağlıyor.

03_Entering_Bulgaria_on_the_Friendship_Bridge_Giurgiu_Ruse

Köprüye hemen girmeden önce Bulgar tarafında gümrük vardı. İşlemlerimizi yaptırdık ve gümrüğün hemen çıkışındaki döviz bürolarından biraz Romen Lei’si aldık. Sonrasında da köprüyü geçmeye başladık.

Köprüde bakım onarım çalışmaları vardı. Bu yüzden iki şerit olan köprünün tek şeridi kapalıydı. Bu yol tırlar tarafından da çok kullanıldığından dolayı köprü üstünde çok yavaş ilerledik. Bu gecikmeden dolayı sınır geçişimiz neredeyse bir saat sürdü.

Köprüdeki yol genişliği sadece bir tırın sığabileceği kadar olduğundan aralardan da kaçamadık. Hava inanılmaz sıcaktı. Tepemizde güneş, altımızda motorların sıcağı… Kan ter içinde kaldık ve en sonunda dayanamayıp ceketleri çıkardık, kasklarımızı kolumuza taktık, köprü üstünde apaçi modunda beklemeye başladık.

IMG_3008

Romanya tarafına geçince sınır kontrolü aramaya başladık ki genelde iki ülke arasında bir sınır birliği yoksa iki sınır kontrol uygulaması oluyor. Ancak Romanya tarafında sınır yokmuş. Çünkü Bulgaristan vizesiyle Romanya’ya giriş yapılabiliyormuş. Bunu da sınırda öğrenmemiz güzel oldu. Çünkü Kutlu, Romanya vizesi için epey uğraşmıştı:)

Sınırdan çıkar çıkmaz güzel bir yol bizi Bükreş’e doğru götürmeye başladı. Su molası verdiğimiz bir köşede Kutlu motorunun anahtarlarını durduk yere kaybetti. Bu sırada bir düğüne denk geldik. Bir yandan düğün alayını seyrederken Kutlu motorunun anahtarını yine olmadık bir şekilde buldu.

Akşam saat 6’ya doğru Bükreş’e vardık ve otelimize yerleştik. Oldukça sıcak havada pek de zevkli olmayan bir günün ardından her şeye rağmen oldukça mutluyduk. Bir sınır geçmiştik ve yeni bir ülkedeydik ve en önemlisi, asıl macera bundan sonra başlıyordu.

 

Yorum

yorum

Share

Baris Bakir