Romanya Yolculuğu – Bükreş

Romanya Yolculuğu – Bükreş
08 Eyl 2015

Oldukça yorucu bir günün ardından Bükreş’e varmıştık. Oteli bulmak için kendimizi GPS’e teslim ettik. Bu sırada da kent hakkındaki ilk izlenimim kafamdaki Bükreş imajının tamamen yanlış olduğu, buranın tam anlamıyla büyük bir Avrupa kenti olduğuydu. Ertesi gün bu izlenimin ne kadar doğru olduğunu anladım.

Sabah kalkıp kahvaltımızı yaptıktan sonra kendimizi sokağa attık ve havanın gerçekten çok sıcak olduğunu gördük.

Bükreş, görece yeni bir kent. Kentin adına 1459’dan önce hiçbir kaynakta rastlanmıyor. Kenti bir kent haline getiren de Romanya tarihi dediğimizde ilk akla gelen isim olan nam-ı diğer Kazıklı Voyvoda, Vlad Tepeş.

Kazıklı Voyvoda’nın (kendisinden gezimizin ilerleyen yazılarında daha ayrıntılı bir şekilde bahsedeceğiz) bölgede Osmanlı alehine işler yapmasının ardından Fatih Sultan Mehmet bir sefer düzenleyerek Eflak bölgesini Osmanlı’nın bir eyaleti haline getirmiş.

1828’de sona eren Osmanlı – Rus savaşının ardından Ruslar kentin yönetimi ele geçirmişler. Eflak bölgesi tekrar bağımsızlığını kazanmış.

II. Dünya Savaşı sırasında kent büyük ölçüde yıkılmış. Savaş bittikten sonra Ruslar kenti yeniden inşa etmişler ve kent nüfusu hızla artmaya başlamış.

Ufak bir tarih dersinden sonra gezimize geri dönelim.

IMG_0164

Sabah ilk durağımız, otelimize de yakın olan Centru Civic oldu.

Burası Çavuşesku döneminin kentte bıraktığı en önemli yapılaşma alanı. Bölgenin ortasından geçen Unirii bulvarının etrafında dikkat çekici mimariye sahip binalar bulunuyor. Bu binaların büyük bir bölümü de devlete ait. Bulvarın sonunda da ünlü parlamento binası bulunuyor.

Tepemizde güneş, birkaç molayla muhtemelen 3-4 kilometre yürüdük Unirii bulvarında. En sonunda da parlamento binasına vardık.

3478683741_4b710bb6a7_b

Bükreş’teki parlamento binası Çavuşesku’nun Bükreş’i yeniden inşa etme konusundaki çılgınlığının tavan yaptığı yer.

Bina, dünyadaki en büyük binalardan biri. Binanın büyüklüğü yaklaşık 340.000 metrekare. Binanın yer üstünde 12 katı, yer altında da 8 katı bulunuyor. Bina içinde de 1.100 oda var. Anca Petrescu liderliğinde 700 mimarın tasarladığı binanın inşaatına 1980 yılında başlanmış ve Çavuşesku rejiminin son zamanlarında 1989 yılında bitirilmiş.

Bina, Unirii bulvarının devasa genişliği sayesinde kilometrelerce öteden görülebiliyor. Binanın etrafındaki geniş boşluklar da binanın görünürlüğünü arttırıyor. Binaya doğru yaklaştıkça içinizde “yok artık” gibisinden bir his uyanıyor:)

IMG_0234

Binanın içini gezmek mümkün. Ama bunun için önceden randevu almak gerekiyor. Özel gruplarla gezi yapılabiliyor. Tabii ki biz böyle bir duruma girmedik.

Parlamento binasını dıştan gördükten sonra plansız programsız bir şekilde Bükreş’in sokaklarında dolaşmaya başladık. Önceki günün yorgunluğu ve ertesi gün motor kullanacağımız için günü erken bitirmemiz gerektiğinden çok planlı – programlı bir Bükreş gezisi yapmadık.

Aslında şöyle bir durum var. Motosiklet gezileri sırasında başka bir taşıtla yapıldığı gibi ayrıntılı kent gezileri pek yapılamıyor. İster istemez yorgunluk çöküyor insanın üstüne. Sonrasında da sabahtan akşama kadar sıcakta yürümek zor oluyor.

2803555163_bc62588e36_o

Bir de Bükreş’in bu kadar gezilesi bir kent olduğunu tahmin etmiyordum itiraf etmem gerekirse. Buranın birkaç saat içinde “halledilebilecek” bir kent olduğunu düşünüyordum. Ancak öyle değilmiş. Bükreş, kendine özgün bir atmosferi olan özel bir kentmiş. Gün içinde sokaklarda gezdikçe bu fikrimiz giderek güçlendi. Eğer Bükreş’i bir şekilde ziyaret etmeyi düşünüyorsanız, kentte rahat rahat hiç sıkılmadan en az üç gün geçirebilirsiniz.

IMG_0205

Parlemento binasından sonra sokaklarda biraz dolaştıktan sonra eski kent merkezine geldik. Burası Bükreş’in kalbinin attığı yer. Her yerde barlar, restoranlar var. Dün akşam da buradaki barlarda birkaç tek atmıştık.

IMG_0210

Akşam yemeğimizi de güzel bir restoranda yedikten sonra otelimize geri döndük. Erkenden uyumaya çalıştık. Çünkü ertesi gün dağlara yolculuğumuz başlayacaktı.

Yorum

yorum

Share

Baris Bakir